OSMANLI SARAYINDA KADINLAR SALTANATI!..
http://www.2yol.com/osmanli-ve-padisahlarimiz/8023-osmanlida-kadin-saltanati.html
Muhtelif vesilelerle kaydettiğimiz
gibi, Devlet-i Aliyye'de inhitat, Kanuni Sultan Süleyman devrinde
başlamış ve bu çöküntünün çeşitli tezahürlerinden biri de, kadınların
kınalı parmaklarım devlet işlerine sokabilmeleri olmuştur!..
Yavuz Sultan Selim Han'ın eşi ve Kanuni'nin anası Hafsa -Hatun'un
vefatına dek saraydaki kadınlar katiyyen siyasi işlere karışmazlarken,
Hafsa Valide Sultanın 19 Mart 1534 Perşembe günkü vefatından sonra
Kanuni'nin gözdesi Hurrem Sultan, Harem-ı Hümayunda hakimiyyet tesisine
muvaffak olmuş ve zamanla bu hakimiyyetini pek ilerilere ürerek
nice mel'anetleriyle saraydaki kadınlar saltanatının kurucusu olmuştur!..
Kapkara şahsiyyetine aşağıda temas edeceğimiz Hurrem Sultan'ın kurduğu
bu, saraydaki kadınlar saltanatı, İkinci Selim (Sarı Selim)in karısı
ve Üçüncü Murad'ın anası Nur - Banü Sultan'la devam etmiş.
Nur - Banü Sultan'ı ise Üçüncü Mehmed'ın
anası Safiye Sultan, Birinci Ahmed'in karısı Mahpeyker Kösem Sultan,
Dördüncü Mehmed (Avcı Sultan Mehmed)in anası Turhan Hatice Sultan
takip etmiş ve bunlar arasında diğerlerine nisbeten devlete en az
zararı dokunan Turhan Hatice Sultan olmuştur.
Hafsa Valide - Sultanın vefatı, Kanuni'nin saltanatının on-dördüncü
yılına rastlar. Kanuni o günlerde otuz dokuz yaşındadır ve Mustafa,
Mehmed, Cihangir, Selim, Bayezİd adlı beş erkek evlad ile Mihrimah
isminde bir çocuğuna sahiptir. Bu evlad arasında yalnız Şehzade
Mustafa Kanuni'nin ilk gözdesi Gülbahar-Hatun'dan; diğerleri ise
Hurrem Sultandan doğmuşlardır.
Kanuni Sultan Süleyman'a böyle birbiri peşi sıra beş evlad veren
Hurrem Sultan, Batıda "Roxelane" diye anılır. Kendisi aslen Polonyalı/Leh
olup, Rutenya şehrinde doğmuştur. Bir piskoposun kızıdır. Kırım
Türklerinin Dniester üzerine yaptıkları bir akında esir edilmiştir.
Takriben 1506 yılında doğmuş (ki bu durumda Kanuniden onbir yaş
küçüktür) ve dokuz yaşında esir alınıp birkaç yıl Kırım sarayında
tahsil ve terbiye gördükten sonra İstanbul'a gönderilmiştir.
Harem-i Hümayün'da "Hurrem" adını alan ve cülüsunun ilk aylarında
Kanuni'ye takdim edilen bu kadın. Hafsa Valide - Sultan'ın vefatına
kadar siyasi işlere karışmamış, Hafsa - Hatun'un oğlu üzerindeki
büyük nüfuzu Hurrem Sultanın mel'anetlerine mani olmuş ve -yukarıda
kaydettiğimiz gibi- Hafsa Valide -Sultan'ın vefatını müteakip Hurrem
Sultan marifetiyle Osmanlı Sarayında kadınlar saltanatı başlamıştır!..
Hurrem Sultan'ın gayesi, Fatih'in, Yavuz'un yadigarı Muhteşem İmparatorluğumuz
başına Kanuni'nin ölümünü müteakip kendi oğullarından birini geçirmek
ve böylece mel'anetlerini yürütebilmekti!.. Bu gaye uğruna Kanuni'nin
ilk gözdesi Gülbahar Hatun'u, oğlu Veliahd Şehzade Mustafa'nın bulunduğu
Manisa'ya göndertmiş ve türlü entrika ile yegane kızı Mihrimah Sultan'ı
Hırvat Rüstem Paşa'ya verdirip, bu adamı kendisine damad edindikten
sonra, yine nice melanetle Hırvat Rüstem Paşa'yı Vezaret-i-uzma
makamına getirtmiş ve mel'anetlerine bu damad paşayı alet etmiştir!..
Kirli şahsiyyetine zaman zaman temas ettiğimiz Hırvat Rüstem Paşa,
tarihimize "vazı'-ı irtişa" ve "mücid-i bünyan-ı rüşvet" ünvanlariyle
geçmiş ve Kanuni'nin yiğid evladı Veliahd - Şehzade Mustafa'nın
katlini Hurrem Sultanın emriyle bu Rüstem Paşa hazırlamıştır!..
Daha evvel bütün teferruatiyle incelediğimiz
Veliahd - Şehzade Mustafa'nın katlini müteakip Kanuni'nin gayretiyle
linç edilmekten kurtulan Hırvat Rüstem Paşa, Vezaret-i-uzma makamından
uzaklaştırılmış, fakat ne kadar acıdır ki, bu adam iki yıl sonra
yine Hurrem Sultanın melanetiyle ikinci defa Vezir-i-a'zam olabilmiş
ve Hurrem Sultan damadını Vezaret-i-uzma makamına getirebilmek için
Tımışvar fatihi meşhur Kara Ahmed Paşa'nın başını yemiştir?..
Hurrem Sultan mel'anetlerinde yalnız damadı Hırvat Rüstem Paşa'yı
değil, kızı Mihrimah Sultan'ı da kullanmış ve 1558 yılındaki ölümüne
kadar bir çeyrek asra yakın her arzusunu Kanuni'ye kabul ettirmesini
bilmiştir?.. Kanuni'nin böylece kadınların devlet işlerine müdahalelerine
göz yumması Devlet-i Aliyye'de inhitatı kolaylaştırmış ve Lehistan
Kralına gönderdiği mektuplarda. Krala "kardeşim" diye hitap edecek
derecede Osmanlı olan (!!!) Hurrem Sultanın her isteğinin Kanuni
tarafından kabul edilmesi. Avrupalının "Muhteşem Süleyman" diye
andığı Kanuni'nin ihtişamına gölge düşürmüştür?..
Kanuni Sultan Süleyman devrinde Hurrem Sultan eliyle kurulan saraydaki
kadınlar saltanatı İkinci Selim devrinde, bir Yahudi dönmesi olan
Nür-Banü Sultanca devam etmiş ve Yahudinin Sarayı hulülünü bu kadın
temin etmiştir.'.. İkinci Selim devrinin meşhur serserisi Salamon
oğlu Yasef Nassi, Nür-Banü Sultan sayesinde saraya devama başlamış
ve iddia edildiğine göre banka açacak derecede zengin olan bu serseri,
Nakşa Dukalığını elde etmiş, daha sonraları da Sarayın mali işlerini
ele geçirmeğe muvaffak olmuştur!..
Nur-Banü Sultanın Harem'de tesisine muvaffak olduğu kadınlar partisine
Sokollu Mehmed Paşa'nın karısı Esma - Han Sultan da katılmış ve
Sokollu. bir taraftan Yeniçeri Ocağı'na. diğer taraftan kansının
da dahil olduğu bu kadınlar partisine dayanarak saltanat sürebilmiştir!...
Bu kadınlar partisi, İkinci Selim ve Üçüncü Murad'ın saltanatının
ilk yıllarında öylesine nüfuz sahibidir ki, Üçüncü Murad, Sokollu'yu
hiç sevmediği halde, kadınlar partisinin mel'anetlerinden çekinerek
Sokollu'yu azl'edemeyip onu başka birine öldürterek, Sokollu Mehmed
Paşa denilen "Devleştirilmiş Cüce-nin saltanatına son vermiştir.
Nür-Banü Sultan, hakimiyyetini kocası İkinci Selim devrinde olduğu
gibi. oğlu Üçüncü Murad'ın saltanatı yıllarında da Valide - Sultan
olarak yürütmek istemişse de. bu hakimiyete Üçüncü Murad'ın karısı
Safiye Sultan karşı çıkmış ve Valide- Sultanca gelini arasında başlayan
bu rekabet yıllar boyu devam edip, neticede Safiye Sultanın zaferiyle
neticelenmiştir.
Safiye Sultan Venedikli olup, Baffo ailesine mensuptur. Babasının
Kortu Valiliği sırasında korsanlar tarafından esir edilip Saraya
takdim edilen bu Venedikli, Şehzade Murad'a verilmiş ve kocasının
cülüsunu müteakip Nür-Banü Valide - Sultanın Harem-i Hümayün'ndaki
hakimiyyetini kırarak. kocasının ve oğlu Üçüncü Mehmed'İn saltanatı
boyunca nice karanlık işlerde boy göstermiştir!..
Yahudinin saraya hulülünü temin eden Nur Banü Sultanın saray dışındaki
işlerinde kullandığı Esther Kira adlı Yahudi karısı, bilahare Safiye
Sultanın yıldızının parlaması üzerine onun emrine girmiş ve o devirde
Yahudinin mali meselelerdeki kirli işleri had safhayı bulmuştur1..
Haremdeki kadınlar saltanatından kuvvet alan ve bu kuvvetle siyasi
işlere burunlarım sokup bu yolda rüşvet almasını da beceren Yahudiler
arasında Esther Kira servet sahibi olmuş, melanetini pek ilerilere
ürüp devletin parasıyle oynayacak derecede cür'etini arttırmış ve
neticede değeri noksan bu paralar asker eline geçince linç edilmiştir!..
Bu Esther Kira adlı Yahudi karısının mel'anetlerini yürütebilmek
için güya Müslüman olup, Fatma adını alması tarihimizin ibretamiz
olaylarından biridir!..
Safiye Sultanın, kocası Üçüncü Murad ve oğlu Üçüncü Mehmed devirlerindeki
hakimiyyeti, Hurrem Sultanın saltanatını gölgede bırakmış ve saraydaki
kadınlar saltanatı, daha sonraki yıllarda Sultan Birinci Ahmed'in
karısı Mahpeyker Kösem Sultan'la devam edip bu kadının pek kanlı
ve karanlık işleri Devlet-i Aliyye'ye çok pahalıya mal olmuştur!..
Kocası Birinci Ahmed, oğulları Dördüncü Murad ve Sultan İbrahim'le
torunu Dördüncü Mehmed devirlerinde elli yıla yakın kınalı parmaklarını
devlet işlerine sokmasını becerebilen bu Mahpeyker Kösem Sultan,
bir Rum papazının kızıdır. Adının Anastasya veya Nasya olduğundan
bahsedilen bu Rum kızı, küçük yaşta yetim kalıp Bosna Beylerbeyi
tarafından Sarava takdim edilmiş, Haremdeki tahsil ve terbiyesini
müteakip, Üçüncü Mehmed'in oğlu Birinci Ahmed'e haseki olmuş ve
Birinci Ahmed'in 21 Aralık 1603 Pazar günkü cülüsundan h yirmi gün
sonra Venedikli Safiye - Sultanın Topkapı Sarayı'ndan şimdiki Ünivesite
Merkez binasının bulunduğu yerdeki Eski-Saray'a naklini (ki saltanat
değişikliklerinde bu nakil adettir) müteakip Harem-i Hümayüna hakim
olmuş, böylece Safiye Valide-Sultanın mel'anetleri son bulurken,
Kösem Sultanın korkunç İcraatı başlamıştır!..
Mahpeyker Kösem Sultanın korkunç icraatı üzerinde dikkatle durulmalı,
bu Rum dönmesi kadının Saraydaki hakimiyyetiyle devlet İşlerine
müdahalesinin nelere mal olduğu İyice tedkik edilmelidir. Gerçek
tarih tedkik edildiğinde görülecektir ki, Sultan Birinci Ahmed'in
vefatında Yeniçeri zorbalarına dayanarak kanun-ı kadime mugayir
bir bid'at ile veraset usulünü değiştirip, şer'an saltanat ve hilafeti
caiz olmayan Birinci Mustafa'yı taht'da çıkartan bu Kösem Sultanıdır!..
Bilahare akli muvazenesizliği dolayısıyle hal' edilen Birinci Mustafa'nın
yerine ikinci Osman (Genç Osman) hakkı olan saltanatı elde etmişse
de, Genç Osman, Kösem Sultan'dan değil, Mahfirüze Sultan'dan doğduğundan,
Kösem Sultan, kendi oğullarından Dördüncü Murad'a taht yolunu açabilmek
için nice oyunlarla Genç Osman'ın başını yemiş, tarihimize Haile-i
Osmaniyye- diye geçen meşhur vak'a ile Genç Osman'ın katlini gerçekleştirmiştir!..
Genç Osman'ın şehadetini müteakip yine Yeniçeri zorbaları marifetiyle
Birinci Mustafa'yı ikinci defa tahta çıkartan, böylece oğlu Dördüncü
Murad'ın cülusu için vakit nan Kösem Sultan, 10 Eylül 1623'de Dördüncü
Murad'ın taht'a çıkmasiyle Valide - Sultan payesini nıp saltanat
naibesi olmuştur!.. Sultan Dördüncü Murad Han'ın saltanatının ilk
sekiz sene, sekiz ay, yirmi sekiz günü, anası Kösem Sultanın saltanat
naibeliğiyle geçmiş ve bu müddet içinde Devlet-İ Aliyye'nin İşleri
Kösem Sultan'la avanesi elinde kalmıştır!.. 1632 yılının 11 Mart
Cuma günü patlak veren bir isyanı bastıran Dördüncü Murad, bu tarihte
anasının vesayetinden de kurtulmuş ve Sultan Dördüncü Murad Han,
tarihimizdeki mühim ve kıymetli icraatını saltanatının bu ikinci
devresinde gerçekleştirmiştir!..
Dördüncü Murad'ın vefatını müteakip, Sultan ibrahim taht'da çıkmış
ve Kösem Sultan bu oğlunun saltanatında tekrar siyaset sahasına
atılarak mel'anetlerini devam ettirmiştir!.. Tarihimize yanlış olarak
"deli" diye geçen Sultan İbrahim'in sekizbuçuk sene kadar devam
eden saltanatında devlet idaresine hakim olan Kösem Sultan, bu oğlunun
hal'i ile torunu Dördüncü Mehmed'In cülüsunda da rol oynamış ve
yedi yaşının içinde tahtda çıkan torunu devrinde de saltanat naibeliği
yapmıştır. Ancak, Dördüncü Mehmed devrinde Padişahın anası Turhan
Hatice Sultanla Kösem Sultan arasındaki mücadele Turhan Hatice Sultanın
galibiyetiyle neticelenmiş ve mel'anetleri başlı başına bir tedkik
mevzuu olan Kösem Sultan, 1651 yılının 2/3 Eylül Cumartesi/Pazar
gecesi, Turhan Hatice Sultanın taraftarlarından Baş-Lala Uzun Süleyman
Ağa tarafından bir perde ipiyle boğulmuş, böylece Kösem Sultanın
ve onun dayandığı Yeniçeri zorbalarının hakimiyyeti sona ermiştir!..
Kösem Sultanın öldürülmesinden sonra Turhan Hatice Sultan saltanat
naibesi olmuştur. Ki, baştarafta kaydettiğimiz gibi, bu Valide-Sultanın
devlete zararı -diğerlerine nisbeten- daha azdır.
Osmanlı Sarayındaki kadınlar saltanatının kurucusu Hurrem Sultan,
onu takip eden Nur-Banü Sultan, Safiye Sultan. Mahpeyker Kösem Sultan
gibi kadınlar, nice melanetleriyle Devlet-i Aliyye'nin inhitatını
kolaylaştırmışlar, fakat bu melanetleri yanı sıra bazı hayrat da
bırakmışlardır. Bu kadınların yaptırdıkları cami, medrese, çeşme,
darü'ş-şifa, hamam vesaire gibi hayratın mühim bir kısmı bugün tadır.
Ancak, bunlara aldanmamalı, kınalı parmaklarım devlet işlerine sokan
bu kadınların bütün hata ve sevablarının muhasebesi yapılarak hükme
varılmalıdır!..