TARİH YAZILARI
Tarihe Damgasını Vuran Güçlü Kadınlar
Kübra Kangüleç'in
araştırmasından
‘Tarihe damgasını vuran kadın figürü’…
Ne getirir insanın aklına? Kraliçe
Victoria gibi başarmak için doğmuş bir mı, Elizabeth kadar güçlü
bir mı, Jeanne d’Arc gibi ulusunun bağımsızlığı için savaşmış sonra
da haksız yere öldürülmüş bir mı yoksa Margaret Thatcher gibi tüm
dünyada ‘demir leydi’ sıfatıyla anılan bir mı?
Yukarıdakilerin hepsi tarihe damgasını
vurmuş güçlü kadın figürleri; ama hepsi de tarih boyunca ‘erkek
gibi kadın’ sıfatına dahil olmuş kadınlar. Örneğin; Jean’d’arc,
ulusu için ‘erkek’ gibi savaşmıştır, ya da Elizabeth bir ‘kral’
kadar iyi yönetmiştir ülkesini bir ‘kraliçe’ olarak!
Görüldüğü gibi tarih güçlü kadınlarla
doludur, ‘erkek’ gibi savaşmış, ‘erkek’ gibiöldürmüş, ‘erkek’ gibi
yönetmiş güçlü kadınlardır, bunlar; ama tarihte ‘kadın’ gibi dövüşmüş,
‘kadın’ gibi yönetmiş, ‘kadın’ gibi yaptığı işlere sevgisini katmış
güçlü kadınlar çok da yoktur nedense! İşte bu yüzden ‘Prenses Diana’
20.yy İngilteresi’nde çok önemli bir kadın figürüdür. ‘Tarihsel’
bir figür olamayacak kadar tazedir yaşadıkları; ama gelecekte tarihe
damgasınıvuran bir ‘kadın’ figürü olacaktır, mutlaka. Kadın olmanın
ruhuna yakışır şekilde damgasınıvuracaktır tarihe; kadın dünyasının
hassaslığı ve karmaşıklığıyla yer alacaktır erkek eg dünyamızın
acımasız tarih sayfalarına! Diana’nın hikâyesi modern bir peri masalıdır
ancakher masal gibi insana tozpembe gözlüklerle de baktırmaz hayata.
Onun hayatı, peri masallarının acımasız yüzlerini de gösterir bizlere,
hiçbir zaman bize anlatılmayan yüzlerini… Bir peri masalının kahramanı
olarak Diana’nın güçlü kadınlarla dolu Anglo-Sakson dünyasındaki
önemi nedir, o halde? Tarihsel olarak bakıldığında; Diana, Galler
‘prensesi’ olmayı başaran ilk ‘prenses olmayan’kişidir. Spencer
ailesi aristokrat bir geçmişe sahip olmasına rağmen, kraliyet kökenli
bir aile değildir; ancak kraliyet ailesiyle yıllardır süren bir
yakınlıkları vardır. Bu yakınlık, Diana’nın gelecekte genç yaşta
ölüme sürüklenmesine neden olan bir evlilik yapmasına aracı olur.
Prens Charles, aristokrat geçmişiyle kraliyet ailesine layık bir
gelin olabilme özelliğine sahip 19 yaşındaki Diana’yı eski ı Camilla
Parker’ın da yardımıyla kendisine eş olarak seçer( ‘The Lady Diana’,
Wikipedia). Ancak; Diana’nın tarihteki önemi Prens Charles’la yaptığı
evlilikten çok daha büyük olacaktır şüphesiz! Diana’nın önemi kalbinin
derinliklerinde yatar. Diana, başlattığı yardım organizasyonları,
intihar girişimleri ve İngiltere tahtını sarsan aşklarıyla İngiliz
tarihindeki en sansasyonelhayata sahip prensestir! Diana, aynı zamanda
İngiliz Kraliyet Ailesi’nin katı kurallarına karşı
--------------------------------------------------------------------------------
2çıkma cesareti gösterebilen, AIDS‘li bir insana dokunurken görüntülenebilen,
maden işçilerinin güvenli şartlarda çalışması için kampanya başlatan,
uluslar arası Kızıl HaçÖrgütünde gönüllü olarak çalışan üst sınıfa
ait tek insandır da!( ‘Charity Works’,Wikipedia).Bunların dışında
daha birçok yardım organizasyonlarında görev alarak, tüm dünyadan
birçok insanın sevgisini nmayı başarmıştır; ama 20.yy ın tüm gibi
kalabalığın içindeyalnız kalmıştır. Bir kadın olarak ‘sevmeyi ve
sevilmeyi’ istemiş ama peri masallarından farklı olarak gerçek prensini
bulup, hiçbir zaman hayatının sonuna kadar mutlu yaşayamamıştır.
Belki de, bu, diğer insanların mutluluğu için bu kadar uğraşmasının
temelnedenidir. ‘İçsel mutsuzluğun pozitif dışarı vurumu’ da diyebiliriz,
buna! Prenses Diana, maskeli insanlarla dolu bir dünyada, içtenliğiyle
var olmaya çalışmıştır. O, kraliyet ailesini halkla buluşturan kişidir;
insanlara göre Diana kendilerinden biriydi ve kraliyet ailesinin
sevimli yüzüydü. Çoğu insanın yapmaktan korktuğu bir şeyi yaptı;
‘kalbinin sesini’ dinledi; hatalarında dürüst oldu. Bu yüzden insanlar
yaptığı hatalara rağmen, onu sevdiler. Hayatı boyunca, kalbinin
sesini dinlemesiyle gurur duymuş olacak ki bir röportajında bunu
şöyle ifade etmiştir: ‘‘Kurallar kitabına göre hareket etmiyorum;
aklım tarafından değil kalbim tarafından yönlendiriliyorum.’’[çeviren
Kübra Kangüleç]¹(‘‘Diana Quotes’’, Wikipedia) Diana, çoğu insanın
hayalini gerçekleştirmiş bir ikondu, küçükken çocuklara anlatılan
masalların kahramanıydı. Pasternak’ın kitabında belirttiği gibi;
kızgınlığını ve nefretini dışa vurmayan yapısı nedeniyle, dışarıdan
bakıldığında Prens Charles’la birlikte mutlu bir çiftimajını tamamlıyordu;
zaten Prens Charles da Diana’nın sadece dışarıda çizdiği mükemmel
eşimajıyla ilgileniyordu! Prensin bu tutumu insana Tolstoy’un ünlü
eseri Anna Karenina daki Karenin karakterinin tutumunu hatırlatıyor;
yanındaki insanın iç dünyasını hiçe saymak! Biraz düşünüldüğünde;
Anna ve Diana’nın aslında ne kadar çok ortak özellikleri olduğu
fark ediliyor. Anna, tipik bir kadın modelinin kurgusal kahramanı;
Diana ise gerçek kahramanı! Aslında ikisinin de görevleri aynı;
biri kurguda diğeri gerçek hayatta temsil ediyor kadınları. İkisi
de sınırları başkaları tarafından çizilmiş hayatlarına isyan ediyor,
Anna, geleneksel Rus toplumuna baş kaldırırken; Diana da etrafını
saran kurulu düzene başkaldırıyor. İkisi de bizlere kadınların asıl
aradığı şeyin ‘sevgi’ olduğunu gösteriyor ve kalbini izlemeye korkanlara
yolu açıyor. En masum haliyle düşünürsek, Diana’yı Kral Arthur efsanesinin
bir kahramanı olan The Lady of Shalott karakteriyle bağdaştırabiliriz.
Efsaneye göre, Lady of Shalott lanetlenmiş bir kadındır ve dünyaya
sadece şatosunun camından elindeki aynasıyla bakabilir; ama bir
gün Sir Lancelot’ a aşık olup, ne pahasına olursa olsun ona gözle
bakmak ister (Friedlander
--------------------------------------------------------------------------------
31).Tıpkı Lady of Shalott gibi Diana da kayığıyla akıntıya kapılır
ve ‘James Hewitt’ e sığınır. İnternette ‘biogs.com’ sitesinde yazılanlara
göre; Hewitt, İngiliz Süvari Birliği’nde görevliydi ve Diana ile
ilişkisi Diana’ya binicilik dersleri verirken başladı. Böylece masalımızın
courtly love tradition² öğesi de tamamlanmış oluyordu. Ne yazık
ki Hewitt courtly love geleneğineuygun hareket etmedi ve Diana ile
olan ilişkisini kamuoyuna açıkladı. Bu sırada Prens’in deCamilla
Parker ile ilişkisi vardı ve çift 1996 yılında evliliklerine son
verdi. 1997 yılında Diana, si Dodi Al Fayed ile geçirdiği bir trafik
sında hayatını kaybetti. Resmisoruşturma sonuçları olayın bir olduğunu
iddia etse de bu konuda çeşitli iddialar öne atıldı; bunların en
dikkat çekeni Diana’nın hamile olduğu ve Prens Philip’in Müslüman
birçocuğun aileye üvey kardeş olarak da olsa girmesini istemediğinden
Diana’ya suikast düzenlediği yönündedir(‘Conspiracy Theories’, Wikipedia).
Diana’nın ne kadar sevildiğine en önemli kanıt Prenses’e son vedalarını
etmek için Londra sokaklarını dolduran bir buçuk milyon insandır.
İnsanların bu yoğun sevgi gösterilerine karşın, kraliyet ailesi
Diana’ya protokolün gerektirdiğinin dışında hiçbir şey yapmayarak
halkın yoğun eleştirisine maruz kalmıştır(‘Princess Diana Funeral’,
Wikipedia).Uzmanların yaptığı araştırmaya göre Diana’nın ölümünden
sonra İngiltere’de 25-45 yaş grubundaki kadınların intihar oranları
45% oranında artış göstermiş bu da insanların yaşadığı ‘kimlik’
kargaşasını ortaya koymuştur(‘‘Funeral and Public Reaction’’,Wikipedia).
Bu olay, bize, Diana’nın İngiliz tarafından bir ‘model’ olarak düşünüldüğünü
ve kafalarında yarattıkları modelin yok olmasıyla nasıl bir bunalıma
girdiklerini gösterir. Diana, çoğu kadının yapamadığını yapmış ve
statüsünü kaybetmeyi göze alarak aradığı ‘mutluluğun’ peşinden gitme
cesaretini göstermiştir. Bütün dünya; ışıltılı dünyasının içinde
kendi ışığınıkaybetmiş ama onu bulmaya çalışırken başka insanlara
‘ışık’ olmuş bu kadının hikâyesini hayranlıkla izlemiştir. Diana,
insanların, görülen güzelliklerin arkasına gizlenen çirkinlikleri
görmelerine yardımcı olmuştur. Cenaze töreninde, Diana’nın yakın
ı olan Elton John ‘Candle in the Wind’ şarkısınıtekrar düzenleyerek
İngiliz halkının duygularını en güzel şekilde dile getirmiştir(‘PrincessDiana
Funeral’, Wikipedia). Şarkıda Diana’dan hiç unutulmayacak bir ‘efsane’
olarakbahsedilir. Diana; Elizabeth’in, Victoria’nın ve daha nice
tarihsel kadın karakterlerin kalmışyönlerinin, bastırılmış duygularının
ortaya çıkışı olmuştur. ‘Güçlü Kadın’ imajı onunla tekrarşekillenmiş
gücün kadının içinde var olan ‘ sevgi’ bastırılabilmesiyle doğru
orantılıolmadığı vurgulanmıştır. Bir dönemde iz bırakabilmek için
yapılabilecek belki de en zor şeyi başarmıştır Diana; milyonlarca
insanın sevgisini nmıştır ve kadınlara daha ‘kadınca’ bir
--------------------------------------------------------------------------------
4modelin de işe yaradığını göstermiştir. Başarının ‘erkek’ gibi
davranmakla ölçüldüğü bir dünyada, kadınlar, kadının karmaşık ruhunun
da başarı için önemli bir adım olduğunu tekrar anlamış ve aslında
bir de ‘kalp’lerinin olduğunu tekrar hatırlamışlardır. Çocuklar;
masalların, kişi için mutsuz sonla da bitebileceğini ama önemli
olan şeyin bir insanın arkasında bıraktıkları olduğu gerçeğini ilk
kez Diana’nın öyküsüyle anlamışlardır. Gerçek hayatta; Elizabeth
gibi aşka kalbini kapamak mı yoksa Diana gibi aşka kalbini açmak
mı cesaret gerektirirdi? Bu cevabı kişiden kişiye değişen bir sorudur
ama Diana bir ‘kadın’ olarak, hayallerini seçmiş ve tüm dünyaya
güzel bir mesaj vermiştir. Tarihsayfalarında, Diana, şu cümleyle
hayat bulacaktır:‘‘…Güç ve ayrıcalıkların dünyasında, sadece bir
kadın kalbine etme cesaretini gösterdi…’’[çeviren Kübra Kangüleç]³
( Tolstoy ) Kübra Kangüleç
--------------------------------------------------------------------------------
5END NOTES ¹ I don’t go by the rule book, I lead from the heart,
not the head… ² ‘courtly love tradition’ 13.yy da ortaya çıkmıştır.
Evli bir kraliçeyi ve onun emrinde çalışan sövalyeninimkansız aşkını
konu alan yeni bir edebiyat şeklidir. ³ In a world of power and
privilege, only one woman dared to obey her heart.
--------------------------------------------------------------------------------
6WORKS CITED CAMPBELL,Lady Colin. Diana: mutsuz prenses. İstanbul:
Gül,1992. ‘Candle in the Wind: Elton John’s Final Tribute to Diana’.6-04-2006.
<http://www.britannia.com/diana/articl10.html>. ‘Diana,Princess
of Wales’. Wikipedia. 5-04-2006.< http://en.wikipedia.org/wiki/iana,_Princess_of_Wales>.
FRIEDLANDER,MD,ed. ‘Enjoying the Lady of Shalott by Alfred Tennyson’.
8-04-2006.< http://www.pathguy.com/shalott.htm>. ‘James Hewitt’.
5-04-2006. <http://www.biogs.com/famous/hewitt.html>. MORTON, Andrew.
Diana: her true story. New York: Simon and Schuster, 1992. PASTERNAK,Anna.
Prensesin Aşkı: bir tahtı sarsan skandal. Çev.H.Türkkuşu. İstanbul:AD,1995.
TRUSCHE, Rita. ‘Diana’s Funeral Is About What Might Have Been?’.
6-04-2006 <http:// www.britannia.com/diana/article3.html>.